Dayanışıyoruz...
- Unknown
- May 25, 2010
- 2 min read
Basına ve Kamuoyuna,
Üniversite öğrencileri fişlemeler, soruşturmalar, gözaltı ve tutuklamalar, okuldan keyfi uzaklaştırmalarla sürekli baskı altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bizler, Van 100. Yıl Üniversitesi’nde düzenlenen 16. Sosyoloji Öğrencileri Kongresi’ne katılan öğrenciler olarak üniversite öğrencileri üzerindeki baskının yaşadığımız topraklarda ortaklaştırıldığını biliyoruz. Bu baskıya maruz kalanların maruz kalma nedenleri kadar, bu baskının faillerinin ve failliklerinin niyetleri de ortaktır.
16.sı düzenlenen Sosyoloji Öğrencileri Kongresi'nde de benzer uygulamalar ve baskılarla karşılaştık. Daha kongre başlamadan Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden kongreye katılmak isteyen arkadaşlarımıza kongreye gidiş süreçlerinin baltalanması için hocaları tarafından yapılan soruşturma tehditlerinden haberdar olduk. Kongredeki sunumların dörtte birinin iptal olmasının sebeplerinden en önemlilerinin bu ve bunun gibi tehditler olduğunu biliyoruz. Aynı tavır zor şartlar altında kongreye katılmayı başarmış öğrencilerin ödenek alamamalarında da ortaklaşıyor.
Kongre sürecinde okul içinde halay çeken, sohbet eden, türküler söyleyen öğrencileri bellerindeki silahları göstererek taciz edenlerin, ellerindeki kameralarla fişlemeye yönelik kayıt alanların, hatta kongredeki oturumlara girerek öğrencileri provoke etmeye çalışan sivil polislerin de aynı baskının lacivertleri olduğunun bilincindeyiz. Sosyoloji kongresi, öğrenci temsiliyet, irade ve insiyatifine dayalı bir organizasyon olarak bu gözetlemeci, baskıcı vesayeti kabullenemez. Biliyoruz ki bu vesayet Van’a, halkına ve öğrencilerine değil senelerdir üniversitelerimizi terörize eden YÖK, Medya, Polis üçgenindeki iktidar aygıtına aittir.
Kapılarda durup başörtülü, kimliksiz, poşulu öğrencileri içeriye almayanlar güvenlik görevlileri, onlara bu emirleri veren üniversite yönetimleri, şiddeti ellerindeki silahlarla coplarla dayatan polisler ve jandarmalardır. Aynı polisin, jandarmanın ve özel güvenlikçinin yapılan faşist saldırılarda saldırıya müdahale etmeyip; saldırıya maruz kalan muhalif, devrimci, anarşist, eşcinsel, Kürt öğrencilere saldırdığını biliyoruz. Afyon’da Kürt arkadaşlarımız faşistler tarafından sürekli tehdit edilmekte ve tacize uğramakta hatta evleri basılıp işkenceye uğramakta, benzer olaylar Antalya, Muğla, Denizli gibi şehirlerdeki üniversitelerde sürekli yaşanmakta, üniversite yöneticileri olaylara sessiz kalmakta hatta üstünü örtmeye çalışmaktadır. Ülkücülerce linç edilip, polis kurşunuyla öldürülen Şerzan Kurt arkadaşımız bu furyanın bunun en son kurbanı olmuştur. Zonguldak’ta ise 28 maden işçisi sermayedarların kar hırsına kurban gitti. Onların kurban olmadığını ve yaşananların da kaderimiz olmadığını biliyoruz.
Sosyoloji öğrencileri kongresinde bizler, bu sorunlara karşın çözüm arayışlarını konuşuyor, tartışıyoruz. Bu yüzden bu kongre, salt akademik kaygılarla şekillenmekten çok, toplumsal hayatı da kendine dert ve mesele edinmektedir. . Üniversiteler akademisyenlerin kendi korunaklı mekanlarından kanaat üretecekleri yerler, öğrenciler de bu kanaatlerin alıcıları değildir. Onun için üniversitelerdeki baskılar da bundan ayrı olmayan bu coğrafyada halklara yapılan baskılar da derdimiz, gündemimizdir
Kongre öncesinde ve sonrasında hafta Bölgedeki üniversitelerde yapılan gözaltıları, tutuklamaları ve bunların dönem dönem dalgalar halinde gelerek olağanlaştırılmasını, konuşma ve varolma irademize yönelik bir saldırı olarak görüyoruz. Daha önce Afyon Üniversitesi’ndeki kongrede yapılan silahlı faşist saldırılar, İstanbul’da düzenlenen kongrede çok dilli sunumlara yönelik okuldan atılma tehditleri de aynı baskının türevleridir. “İdeolojik halay”,”kalabalığı kalabalık gösterme”,“mobese kamerası önünden poşulu geçme” gibi gerekçelerle kayıt altına alınıp haklarında soruşturma açılan öğrencilerin soruşturmalarının geri çekilmesini, eğitim hakkı gasp edilen arkadaşlarımıza haklarının iadesini, gözaltılarda ve hapishanelerde kötü muamele gören arkadaşlarımızın acilen serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Her ne pahasına olursa olsun yan yana gelmekten, arkadaşlarımızla beraber olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu yıl Van'da gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık, gelişen tüm baskı ve yıldırmalara rağmen umuyoruz ki seneye de şu an tutuklu olan arkadaşlarımızın aramıza katılmasıyla, kadim şehrimiz Diyarbakır'da büyüyerek devam edecektir.
Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi’nden sosyal bilim öğrencileri

Comments