top of page

Barış'tan Geliyor

  • Unknown
  • Jun 12, 2009
  • 2 min read

“İşçi hareketinin 19. yy’da yaptığı bütün şeyler gözden geçirilmeli. Hukukî, ekonomik silahlardan yoksun bu insanlar harika buluşlarda bulundular, kooperatifler, yardımlaşma sandıkları, vb. Kısa bir süre önce, merkezi baskıya, onun ezici gücüne karşı mücadele eden sanatçılar ABD’de bir tür dayanışmacı savunma grubu oluşturarak bir araya geldiler. Daha da ileri gitmek gerektiğini düşünüyorum, bazı sergileri boykot etme stratejileri geliştirmek, yeni sergi alanları yaratma stratejileri bulmak gerekir.” P.Bourdieu



Bu alıntıyı okuduğumda, küçük ölçekli bir müzik firmasında çalışıyordum ve bu firmadan albümler de basılıyordu. Bu süreç şöyle işliyordu: Grup, albümünü getirir, patron dinler, beğenirse sözleşme imzalanır, firma albüm kapağı, kitapçığı ve bürokrasi işlerini üstlenir, sonra albümü dağıtır. Albüm, genelde kendini zoru zoruna kurtarır, 1000’den fazla da baskı olmaz. Grup, albüm sahibi olur, karizmasını artırır, patron da belki ufak bir miktar para kazanır, belirli marketlere, müzik dükkanlarına giriş yapmış olur.



Zamanla sözleşmeler sertleşmeye başladı. Grupların çoğu amatördü ve patlama ihtimalleri çok düşüktü; ancak firma, tişört ve merchandise denilen yan ürünleri üretme ve pazarlama hakkını ve ayrıca grubun konserlerden para kazanması durumunda belirli bir pay istiyordu. Gruplarının ünlenmesinin CD satışlarını artırması gibi bir korelasyondan bahsedilememesi, hatta CD’nin kendi masrafını bile çıkarmaması ihtimali iddiasıyla firma sözleşmeye bunları koyabiliyordu. Bunları hangi gruplar kabul etti bilmiyorum. Bazı gruplar bunu firmanın kendisine gösterdiği ilgi ve albüme dair umutlu olması şeklinde değerlendirebiliyor.



Öte yandan, birçok grup böyle sözleşmelere imza atmak istemiyor haklı olarak. Indie diye bilinen plak firmalarını duymuşsunuzdur; onlar bu tarz grupları yayınlayabiliyorlar (Ki onlar da ayrı bir hikaye, bir kısmı iyi gruplar yakalayınca büyüdüler ve kimi zaman EMI gibi şirketler tarafından satın alındılar. Bazıları ise önlerine gelen her grubu yayınlıyorlar, websayfalarına bir girince iki saat boyunca doğru dürüst bir şey dinlemeden çıkıyor insan). Zardanadam diye bir grup var, onlar zamanında kendi sözleşmelerini yazmaya çalıştıklarından bahsetmişlerdi.



Neyse, bunlardan şuraya gelmeye çalışıyorum ki, sanatın politikliği (ya da radikalliği) çoğu zaman yalnızca ortaya çıkan üründe değil, görünür hale geliş biçiminde yatabiliyor. Sanatçı, eserini yayınlarken de her zaman politik bir tercih yapıyor; bununla beraber, sanat eserini dağıtan kişi de her zaman politik bir tercih yapıyor. Erden Kosova’yla incelediğimiz eserlerde, genelde sanatın politikliğinin “mesaj” bölümüne odaklandık gibi geliyor bana. Tiyatro gruplarıyla, punk konserleri düzenleyen ekiple vs. görüşmek de bu açıdan zenginleştirici olabilir diye düşünüyorum



Kendi aramızda yapacağımız tartışmalarda uğranabilecek bir durak olarak aklıma gelen sorular şunlar: Sanatçının politikliği, yaptığı sanat eserinin ötesinde, piyasaya giren sanat eserinin dolaşımına müdahale içerisinde, nasıl oluşabilir, oluşur? Politik bir duruş ile “efkarlanan” (her bahar gelende sözcük oyunlarıyla coşarım) sanatçı, sanatının dolaşıma girmesinde nasıl etkin olabilir? (Tamam, biraz demagoji yaptığımı kabul ediyorum, sanatçılar haydi barikata!)



Soru: “Sanatını görünür kılmaya çalışırken neler yapıyorsun? Bu sürecin senin için önemi ve sanatınla olan ilişkisi senin açından nedir? Sanatsal etkinliğin, bu süreç içerisinde nasıl bir şeye dönüşüyor?”

 
 
 

Recent Posts

See All
SOSYAL BİLİMLERDEN ELİNİZİ ÇEKİN

Bizler yalnızca Boğaziçi Üniversitesi’nin değil Sosyal Bilimler Kulübü’nün de mezunlarıyız. İktisat’tan Fizik’e, Sosyoloji’den Bilgisayar Mühendisliği’ne, Türk Dili ve Edebiyatı’ndan Matematik Öğretme

 
 
 
İktisadın Toplumsallaşması Atölyesi

27 Mart Çarşamba günkü atölye, Yahya Madra’nın Neoliberalizmin ne oldugu ne olmadigi, hangi akımlardan beslendiği, neye cevap olarak geldiği, bugün neoliberalizm dendiğinde ne anlaşıldığı gibi noktala

 
 
 

Comments


bottom of page